Tag Archives: üretken tüketici

KFC’nin başarı hikayesi

Bu yazı takımımızda üst sıra sponsorumuz Dr. Serkan Özkul tarafından ilk olarak kendi linkedin grubunda yayınlanmıştır. 

uretken tuketici kitap gorsel

Kentucky Fried Chicken” in başarı hikayesi

Oturma! Harekete geç 🙂
“ Otoyolun kenarında bir lokantası vardı. Otoyol başka bir yere taşınınca lokantası iflasın eşiğine geldi. Ama o endişelenmedi, paniğe kapılmadı. Yeni bir lokanta açmak için sermayesi yoktu. Sadece cebinde en iyi piliç tarifi vardı ve kendine ortak olabilecek bir lokanta arıyordu. Sanders 20 lokanta dolaştı ama ortak bulamadı. 200. lokanta yine kabul eden yok. Ama o pes etmedi. “bulacağım” diyordu. “benimle iş yapacak lokantayı bulacağım!” Amerika’yı eyalet eyalet dolaşıyor, arabasında geceliyordu. 900-1000 derken sonunda 1009. lokanta Sanders’in projesiyle çok ilgilendi. Sanders’ın anlattıklarından etkilenmişti ve ortaklığa “evet” dedi. Bu lokanta “Kentucky Fried Chicken” efsanesinin yazılmaya başladığı lokantadır. Eğer yolunuz bir gün Kentucky Fried Chicken’e düşerse tabelanın yanındaki o tonton amcaya dikkatli bakın. “

Başarı düzenli birikimlerin ve sistemli çalışmaların ürünüdür. Sanders en iyi pilici yapacak kadar bilgilerini biriktirmişti ve 1009 lokantayı sistemli çalışarak dolaşmıştı. Sanders başardı. Ya biz? Başarmak istediğimiz konular için ne kadar emek veriyoruz. Başarmak istediğimiz konulara ne kadar yatırım yapıyoruz ?

Aynı ölçüde maddi ve manevi zenginliği sadece “Üretken Tüketici” kavramını hayata geçirerek elde edebileceğinizi kaçımız biliyoruz?

Oturma! Harekete geç 🙂

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under network marketing

Tavsiye etmenin ekonomik gücü

Çok basit ifadesiyle, network marketing iş projesinde nasıl gelir elde edildiği sorusuna verilebilecek en basit cevap budur: Tavsiye etmenin ekonomik gücünü kullanarak, bu gücü paraya çevirirsiniz.

Bu iş, daha önce şu yazılarda da bahsedildiği üzere, tavsiye tabanlı bir ticaret işidir. Şirketin ürünlerini kullanmaya başlarsınız, bundan memnun kalırsınız ve başkalarına da bu ürünleri kullanmalarını tavsiye edersiniz.

Her zaman yaptığınız bir şey sanki? Öyle değil mi?

Beğendiğiniz bir filmi, kitabı, CD’yi…vb. herşeyi dostlarınıza önerdiğiniz gibi,

Yemek yediğiniz; hem yemekten hem servisinden memnun kaldığınız bir restoranı “Bugün yemeğe nereye gitsem?” diye soran arkadaşınıza söylediğiniz gibi,

Kaliteli ve ucuz ürünler sunan bir dükkanı yakınlarınızdaki insanların da faydalanması için anlattığınız gibi,

Kullanımından memnun kaldığınız herhangi bir tüketim ürününü, sanki o markanın temsilcisiymiş gibi eşe dosta tavsiye ettiğiniz gibi.

Örnekler artırılabilir. (meraklısı için: bu türde pazarlama faaliyeti ağızdan ağıza pazarlama- word of mouth marketing olarak da adlandırılır ve günümüzde marka müdürlerinin , pazarlama iletişimcilerinin özellikle odaklandıkları bir pazarlama yöntemidir)

Aynı şeyi yapmanızı bekliyoruz. Fakat bu işe başladığınızda “hoşunuza gidecek” çok basit bir fark olacak.

Bu tavsiyeleri kendi isteğinizle ve hiç zorlanmadan yaparken kimse size para ödemiyordu. Artık tavsiye etmenin ekonomik gücünü paraya çevirmeye başlayacaksınız.

Peki bu nasıl olacak? 3 yol mümkün:

1. Tavsiyeyi dinleyen kişi belki sizden direkt olarak alışveriş yapacak. (Aktif satış geliri)

2. Tavsiyeyi dinleyen kişi belki üye olup ürünü indirimli alacak, tasarruf sağlayacak (Tasarruf boyutu)

3. Tavsiyeyi dinleyen kişi eğer isterse kendisi de başkalarına tavsiye edip organizasyonunu büyütecek, oluşturduğu toplam volume çerçevesinde harcamalarının bir kısmını prim olarak geri kazanacak (Üretken tüketici geliri)

Bu yollar ile gelir elde etmek mümkün, basit ve akıllıca. Gelir elde eden örnekler çok, bizler gibi.

Yapmanız gereken şey ise çok basit:

21. yüzyılın en büyük iş fırsatının içinde yer almak için kendinize bir şans tanıyın.

Kendinize tanımıyorsanız bu şansı, sevdiklerinize, çocuklarınıza tanıyın!

Dünyanın en düşük maliyetleri ile en büyük işini kurmak, kendi işinin sahibi olmak fikri size nasıl geliyor?

Yorum bırakın

Filed under finansal özgürlük

2 üzerine

Ella Wheeler Wilcox, “Sen Hangisisin?” şiirinde bakın neler söylemiş;

Ayağımızı bastığımız topraklarda iki çeşit insan yaşar,

Ne daha fazlası, ne de eksiği..

Hem günahkar, hem de aziz, 

Kötünün yarısı iyi, iyinin yarısı kötü.

Hem zengin, hem fakir,

Sağlığını ve vicdanını bilen.

Hem mütevazi, hem gururlu, 

Ayakları sağlamca yere basan.

Hem hüzünlü, hem mutlu,

Yılların kahkahayı ve gözyaşını uçurduğu.

Dedim ya; iki ayağı üstünde duran iki çeşit insan var,

Kimisi inen, kimisi çıkan.

Nereye gidersen git, hangi köşeyi dönersen dön,

Hep bu iki çeşidi göreceksin.

İkisini sen de bir arada görüyorsun,

Sen hangisisin?

Aşağı inenlerden mi, yukarı çıkanlardan mı?

Veya başkalarına yük olan veya yükünü alan mı?

2 sayısı network marketing işinde de anlamlıdır. Şöyle ki:

Bu işi yapmak için

1. Hayır,

2. Evet dersiniz.

Konfor alanınız

1. Sabit kalır,

2. Büyümeye başlar.

İş statünüz

1. Maaşlı çalışan olarak hayatınıza devam edersiniz,

2. Kendi işinizin sahibi olarak özgürleşmeye başlarsınız.

Başarı durumu

1. Başarısız,

2. Başarılı olursunuz.

Gelirleriniz, yatırımlarınız

1. Bedenen verilen emek karşılığı, ancak riskli bir profilde devam eder.

2. Varlık tabanlı artmaya başlayabilir.

Çevreniz, etki alanınız

1. Normal hızında büyür ya da küçülür,

2. Yaşadığınız şehir ya da ülkenin dışına sıçrayarak büyüyebilir.

Hayalleriniz

1. Başkasının hayallerinin peşinde kendinizi kaybedebilirsiniz,

2. Kendi hayallerinizi gerçeğe çevirebilirsiniz.

Düşünme yapınız, tavırlarınız

1. Aynı kalıpların içinde devam edersiniz,

2. Değişir ve gelişirsiniz.

Kendinize – sevdiğiniz şeylere ayırabileceğiniz zaman

1. Sınırlı, kısıtlı olur ya da hiç olmaz!

2. Zamansal özgür olabilirsiniz.

Tüketim alışkanlıklarınız

1. Daha çok tüketmeye yönelik, borçlanma şeklinde devam eder,

2. Üretken tüketici olarak, harcarken hakkınız olan payı almak üzerine gelişebilir.

Örnekleri artırmak mümkün.

Öte yandan tüm bu seçimleri yapmak için karar vermesi gereken tek BİR kişi var.

SEN!

Senin başarın için çalışacak yine BİR grup var:

SENİNLE birlikte içinde bulunacağın TAKIMIMIZ.

Yorum bırakın

Filed under finansal özgürlük

Hangisi zor?

Network marketing işi, uzay bilimi, açık kalp ameliyatı ya da son derece teknik hukuki bir dava değil!

Bu iş ortalama insan yetenekleri ile kurulup, başarma azminize göre, en inanılmayacak gelirleri elde edebileceğiniz dünyanın en düşük maliyetle kurulabilen ancak en büyük işlerinden birisi.

Dünyayı yeniden keşfetmeniz gerekmiyor.

Şu anda ne işle uğraştığınızın, hangi deneyim seviyesinde olduğunuzun, yaşınızın ya da cinsiyetinizin bir önemi yok. Başlangıçta mevcut işinizi bırakmanızı asla beklemiyoruz, bunu tavsiye de etmiyoruz. Biz daha çok hayatınızdaki hedeflerinize, hayallerinize ne kadar ulaşmak istediğiniz ile ilgileniyoruz.

Klasik işlerdeki gibi başınızda bir patronunuz, yöneticiniz yok. Kendi işinizin patronusunuz. Hayatınızın bundan sonraki bölümünü nasıl yaşamak istiyorsanız ona göre şekillendirmek SİZin elinizde. Ancak şunu asla unutmayın, bugüne kadar denediğiniz o yöntemlerle yukardaki hedeflerinize/hayallerinize ulaşamadıysanız, aynı yöntemlerle hayatınıza devam ederek yine ulaşamayacaksınız.

Hayalperest olmayın! Farklı olun, farklı bir adım atmaya istekli olun, fırsatlara açık olun!

Kutunun dışında düşünmeye, kutudan çıkmayı düşünmeye başlayın!

Bu yolda yalnız olmayacağınıza söz veriyoruz. Siz bir adım atarsanız, biz de size bir adım atmaya hazırız.

Size tüketim alışkanlığınız sonucu harcadığınız paraların bir kısmını geri ödeyen bir sisteme dahil olup üretken tüketici olarak varlık tabanlı bir gelir elde etmenizi teklif ediyoruz. Bu sizin hakkınız! Kendi tavsiye tabanlı ticaretinizi geliştirip, gelişen internet altyapısı ve ödeme kanallarındaki gelişmelerden de faydalanarak evinizin rahatlığında çalışıp, büyütebileceğiniz kendi işinizin sahibi olmayı teklif ediyoruz.

Zor mu? Siz karar vereceksiniz. Ama şu sorular üzerinde biraz düşünün.

Hangisi zor?

Daha az yetenekli birinin, eğitimi/deneyimi, becerisi daha düşük birinin altında yıllarca iş ve gelir güvencesi olmadan çalışmak mı?

İşi yapan siz olduğunuz halde hak ettiğinizi alamamak mı?

Sevdiklerinizin, çocuklarınızın daha iyi bir yaşamı yaşayabilmesini maddi olanaksızlıklar sebebiyle gerçekleştiremiyor olmak mı?

%90’lık popülasyonun içerisinde kalmaya devam edip, neden hala zenginleşemediğinizi düşünmek mi?

O kuyuya ihtiyaç duyduğunuzda, neden bunu zamanında açmadım demek mi?

Bu işi anlattığınızda size hayır denmesi mi? Bazı önyargılı, daracık bir çerçeveden bakan kişilerin sizden bu işi yapıyorsunuz diye kaçması mı? Başkalarının dediklerine kulaklarınızı tıkamak mı?

Haftada 10-12 akıllı saat ayırmak mı?

Kilo vermek mi ya da sigarayı bırakmak mı?

Yoksa tüm bunları değiştirmeye;  hayatınızın bundan sonraki bölümünü istediğiniz gibi yaşamak uğruna gerekenleri yapmaya karar vermek mi?

Son olarak aşağıdaki notlara bir göz atın. Bu notlar facebook sayfamızdan alınmıştır. Dilerseniz sayfayı beğenerek, sitemizi oradan da takip edebilirsiniz.

We make a living by what we get, we make a life by what we give.”
Winston Churchill
(Elde ettiklerimiz ile bir yaşantı oluştururuz, verdiklerimiz ile ise bir hayat)

‎”The tragedy of life is not that man loses, but that he almost wins.
Heywood Brown
(Hayattaki en büyük trajedi bir insanın kaybetmesi değil, neredeyse kazanacak olmasındadır)

“En üzücü hayatların özeti üç kavram ile tanımlanabilir: yapabilirdim, yapardım, yapmalıydım.” Louis E. Boone

“Kendinizi, olumsuz düşünen ve davranan insanlardan sakının! 
Onlarla zaman geçirmeyin!
Zihninizi onların olumsuz sözlerinden koruyun!
Olumsuz hislere sahip olan insanların akıllarında sadece tek bir amaç vardır; o da sizi aşağıya çekmektir.
Şunu unutmayın: Gemiyi batıran, üzerinde yüzdüğü su değil, içine dolan sudur.”
Doğru Tutumların Gücü, Sam Glenn

Nereye gittiğini bilen kişiye yol vermek için dünya bir yana çekilir”. D. S. JORDAN

Gelin o adımı atın, hemen şimdi, şu an!

3 Yorum

Filed under finansal özgürlük

Kendinizi özel hissedeceksiniz

Nasıl mı?

Üstün kaliteli ürünleri iyi fiyata satın alırken, uzun süreli kullanım sayesinde tasarruf ederek ve bu alışverişi evinizin rahatlığında tamamlayıp ürünlerinizin kapınıza kadar teslim edilmesini sağlayarak. Üretken tüketim alışkanlığı kazanarak.

Çeşitli ihtiyaçlarınıza (sağlık, kişisel bakım, güzellik, ev tüketimi, dayanıklı tüketim…) yönelik zaten kullandığınız kategorilerde, aracısız– size özel- olarak sunulan, bu sayede iyi fiyatlı, çevreye duyarlı, sağlıklı, doğal ve organik ürünleri kullanmanın keyfini yaşayacaksınız.

Internetten 7/24 sipariş verip, heyecanla kargonuzu bekleyip, geldiği zaman özenle kutusundan çıkarıp, kullandığınızda pozitif etkilerini yaşayacağınız üstün kaliteli ürünler size kendinizi özel hissettirecek.

Üstelik bu alışveriş yöntemini ve ürünleri tavsiye tabanlı bir ticaret işi olarak başkalarına da önerdiğinizde kendi işinizi kuracak ve başlangıçta yarı zamanlı, sonrasında belki tam zamanlı olarak kendi özgürlüğünüz için çalışmaya başlayacaksınız ve bundan para kazanacaksınız.

Internetin büyüyen gücü artık hayatlarımızı daha da kolaylaştırıyor. Yalnızca tüketici olup sürekli alışveriş yaptığınız markete daha fazla para kazandırmak mı istersiniz yoksa üretken tüketici olarak kendi marketinizi kurmak daha iyi bir fikir olabilir mi?

Üretken tüketici demişken, biraz da bu kavramın yaratıcısı Dr. Bill Quain’e ve aynı isimli kitabındaki şu satırlara bir göz atalım isterseniz:

Peki eğer…

Size hem pastaya sahip olup hem de yemenin bir yolunu gösterebilseydim? Yalnızca paradan “tasarruf” etmenin değil, zamandan tasarruf ederken para kazanmanın yolunu?

Bu öğrenmeye değecek devrimci bir kavram olur muydu?

Peki ya ürünleri adil ve makul bir fiyattan satın almanın ve trafikle boğuşmak, kasa kuyruklarında beklemek veya ağır poşetleri kalabalık park yerinde bir kilometre sürüklemek (üstelik sonunda arabayı nereye park ettiğinizi unutmuş olduğunuzu görmek için) yerine, kapınıza kadar ulaştırılmasının bir yolu varsa?

Bu öğrenmeye değecek devrimci bir kavram olur muydu?

Evinizden idare edeceğiniz kendi işinizi açmanın ve evinizdeki bilgisayarda yarım zamanlı çalışarak ayda birkaç yüz dolardan, tam zamanlı çalışarak birkaç yüz bin dolara kadar kazanmanın bir yolu varsa?

Bu öğrenmeye değecek devrimci bir kavram olur muydu?

Bu kavram hayata geçirilmiştir ve sadece sizin gibi, benim gibi insanlar tarafından kullanılmayı beklemektedir. Bu Üretken Tüketici Gücün -ucuza değil, akıllıca satın almak ve sonra aynısını yapmayı başkalarına öğretmek- internetin gücü ve rahatlığıyla birleşmesinden doğan bir evliliktir.

Bu devrimsel kavram, 50 yıllık kanıtlanmış bir geçmişi olan Tavsiye Tabanlı Ticaretin, e-ticaretin hız ve etkinliğiyle birleşmesinden doğan bir birleşimdir ve dünyanın yaşam ve çalışma tarzını değiştirmekte, zenginliği yaratmaktadır.”

Aradığınız kendinize ve sevdiklerinize ayıracağınız daha fazla zaman, daha kaliteli bir yaşam ve finansal özgürlük ise yolculuğumuzda bize katılmaya davetlisiniz.

2 Yorum

Filed under finansal özgürlük

Hamili kart yakınımdır!

Daha önceki yazılarda çalışmadan, emek harcamadan, odaklanmadan, satış yapmadan bu işte başarılı olunamayacağından bahsetmiştik. Üzgünüz ama yandaki kartı veren herhangi bir kişi de bu anlamda size yardımcı olamaz.

Esasında yalnızca bu karta bakılarak iş sahibi olan bir kişi ve yaptığı işi ne kadar saygın olabilir dersiniz?

Peki buna karşılık; başarısı ispatlanmış bir sistemin eğitim altyapısı desteğiyle işini günden güne büyüten, para için çalışmak yerine parayı kendisi için çalıştırıp, varlık tabanlı sürekli gelir elde eden özgür bir kişi olsanız durum nasıl olurdu?

Para ve zaman sorunu olmadan yaşanan bir özgürlük!

Siz de yıllarca iş değiştirerek, daha çok para kazanmak için terfi etmeyi arzu ederek, bu uğurda gerekirse fazla mesai yapıp, kimi zaman sevdiğiniz, bir arada olmaktan mutlu olduğunuz sevdiklerinizden kilometrelerce uzakta çalışmayı göze almış olabilirsiniz. Size her zaman, aynı düşünen herkes tarafından söylendiği, öğretildiği gibi.

İş değiştirirsiniz, terfi edersiniz, kazancınız artar, ama hala sol taraftasınız! Hala bedenen çalışıyorsunuz, toplam gelirden minimum oranda faydalanıyorsunuz, sizin gibi çok insan var, emeklilik çok uzak!

Peki bizim işimiz sayesinde sağ tarafa geçmek nasıl mümkün?

Öncelikle farklı düşünerek! Bir yatırımcı gibi, varlık sahibi bir milyoner gibi düşünerek, para harcarken para kazanan “üretken bir tüketici” olarak. Bir ev satın almak üretken tüketicilerin para harcarken aynı zamanda nasıl para kazandığına en tipik örnektir. Varlık yaratıp, zenginleşmek.

Bizim işimizde bunun yolu kendi alışveriş marketinizi kurup, buradan alışveriş yapmanız. Başkalarını da buradan alışveriş yapmaya teşvik etmeniz.

Her zaman denediğiniz yollar ile mevcut problemlerinizi çözmeniz olanaksız. O zaman gelin farklı düşünün, kendinizi marketten alışveriş yapan tüketici gibi değil, marketin ortağı gibi düşünün! O zaman göreceksiniz ki siz de size sunulandan daha fazlasına sahip olacaksınız.

Gelin bugün geleceğiniz için bir adım atın. Şimdi buna ihtiyaç yok diyorsanız, daha da hızlı atın bu adımı!

1 Yorum

Filed under finansal özgürlük